Jan 28, 2011

bana dedi ki: "hangi oje yakışmaz ki kız sana"

Dün gecenin aniden gelen hezimetinden sonra, sabah güne çok güzel başlamış olsam da kendimi ben 'alışverişe' gidiyorum demekten alıkoyamadım. Ve alıp başımı gittim. Koskocaman bir alışveriş merkezinde dolandım dolandım ve en sonunda kendimi yine parfümerilerde buldum. Zamanla belirli bir düzene oturtmam gerekiyor bu durumu ama şimdilik büyük bir hevesle sepeti doldurmaktayım.
Bu yazının temel amacı bugün aldığım ojeler ve az çok kendi oje portofoliomu oluşturma amaçlı aslında biraz da. Aylardır üstatlardan (hepsi makyajbloglari.com 'da toplanıyorlar şu ara) takip ettiğim kadarıyla şimdilik, çok büyük ölçüde (en azından cebimde kendi alın terimin karşılığı olana kadar) yerli üretim oje satın alıyorum. Az çok renk konusunda bir perspektif kazandırıyor bana. Zaten takip ettiğim bloglar sağ olsun bu konuya ilgi duyanlar üzerinde inanılmaz bir bilgi birikimi yaratıyor.
Ben bugün, uzun zamandır oraya buraya not aldığım ojeleri satın aldım. Hepsinin toplu fotoğrafı;
Bu renklerden, flormar 413’ü neden aldığımı bu postun sonunda açıklayacağım. Diğerlerine gelince; özellikle pastel 74 numara favorim. Henüz uygulama fırsatım olmadı fakat ilk görüşte âşık oldum diyebiliriz kendisiyle aramda ki münasebet için. Farklı bir yeşil, uyguladığımda göstermek de isterim. Hatta ilgiye göre uyguladığım her rengi ayrı bir post olarak fotoğraflamayı da düşünüyorum. Laf arasında bunu da söyledikten sonra ojelerimize geri dönecek olursak, pastel 130 fotoğrafta görüldüğü kadar turuncu tonlu değil. Koyuya dönük bir kırmızı ton. Bir türlü kullandığım fotoğraf makinesinin flash ayarını öğrenemediğim için oldu tüm bu değişik tonlamalar. ‘22’ numaralı pastel ise bende sabahları bol sütlü az kakaolu bir içecek hissi uyandırdı. Kimin blogunda gördüğümü hatırlayamıyorum ama umarım tırnakta da şişede durduğu kadar güzel durur. Son olarak da 323 numara çok koyu bir kırmızı-bordo ağırlıklı siyah pigmentli bir oje. Sadece siyah değil, fotoğrafta öyle görünüyorsa, yanılgıyı gidermek istedim. Daha yakın fotoğraflar;

Şimdi bugün aldığım bir diğer ojeye geçmek istiyorum. ‘Çatlak Oje’. Evet, evet çatlak daha doğrusu çatlayan ojeden bahsediyorum. Bunu da geçenlerde birkaç blogda birden görmüştüm ve 3 denemeden sonra dördüncü uğradığım yerde buldum. Alix Avien ürünü olan bu çatlayan oje mavi, pembe, siyah ve beyaz tonlarında varmış ellerinde ama ben gittiğimde sadece mavi kaldığı için ben de bir hışımla onu aldım ve ne zaman gelecek diye sormayı bile unutup koşar adım evin yolunu tuttum ve bu akşam epey bir yoğun olmasına rağmen iki ara bir derede çatlayan ojeyi flormar M103’ün üstüne uygulayıp seyre hazırladım. Açıkçası sadece, yazın kullanabilirmişim gibi hissettirdi bana ama bu mavi beyaz renk uyguladığım içinde olabilir. Belki siyah ya da beyaz başka bir görsel şölen yaratacak kestiremiyorum. Hayal kırıklığı olmadı bende ama, siyah ve beyazına kavuşana kadar şu ara tekrar uygulamam gibime geliyor. Bir de acele acele sürdüğüm için sadece baş, işaret ve orta parmağımda güzel görünüyor, serçe ve yüzük parmaklarımı görmezden gelebilirsiniz. :)


Gelelim son olarak belirtmek istediğime. Hatta uzun zamandır sevdiğime. Aylar önce piyasaya sürülmüş ama geç üne kavuşmuş olan Chanel 505 – Particuliere bahsetmek istediğim. Açıkçası ben o kadar çok beğendim ki bu rengi. Bence duruşu olan, karakterli bir renk. Küt törpülenmiş uzun tırnakta da çok güzel duruyor. Fakat nedense bu ojeye çok laf söylendi. Bunun sebebi de Türkiye’de yakın zamanda, pek çok kişide aynı anda patlak verdiği için olabilir. Açıkçası ben diğer ojelerime nazaran Particuliere’i daha sık kullanıyorum. Dediğim gibi çok sevdim çünkü.
İşte Flormar 413’ü de tam da bu sebeple aldım. Elimde zaten Pastel 75 vardı. Hangisi 505’e daha yakın görmek istedim. Hem de aradaki çok net belli olan ton farkını merak edenler de görsün diye fotoğrafını çektim.
Bence Pastel Chanel’e daha yakın duruyor fakat yine de karar sizin. Üçü de güzel renkler, özellikle flormar 413 tam bir sütlü çikolata.

No comments:

Post a Comment