Feb 27, 2011

83rd Academy Awards inspired Manicure


Birkaç haftadır büyük bir heyecanla Oscar ödül törenini beklediğimi biliyorsunuzdur. Bende bu geceye pek çok şeyle kendimce hazırlanmak istedim. Bu ödül töreninin diğerlerinden farklı olarak benim için biraz daha farklı bir duruşu olacak. Aslında 83. Oscar Ödül Töreni, sonrasında gelecek olan törenlerin ilki.
Senelerdir sadece film odaklı töreni izleyen ben, bundan sonra giyim, aksesuar, saç, makyaj ve hatta sürülen ojelere kadar pür dikkat Oscar’ın çok daha afili bir takipçisi haline geldim.
Benim bu geceye özel yaptığım manikür ise aşağıdaki gibi:

Aslında amacım minik Oscar heykelcikleri çizmekti ama ne yazık ki yeterince ince uçlu bir fırça edinemediğim için bende funky french yapmayı tercih ettim. Kullandığım mor Flormar U18. Bu rengi kullanmamın amacı tamamen o Oscar gecesi ışıltısını yansıttığını düşündüğüm için. Uçlara ise yine Flormar NA09’u uyguladım. Buda, çizemediğim Oscar heykelciklerinin yerine onların parıltısını yansıtabilmek adınaydı. Uyumlarını ben çok sevdim!

New Group of Nail Polishes

Merhaba,
Uzun zamandır aldığım oje alışverişlerini bir türlü fırsat kollayıp da koyamıyordum bloğa, ta ki bugüne kadar. Hazır bugünün şerefine “83. Oscar Ödül Töreni” için özel bir manikür yapmışken öncesinde aldığım ojeleri yayınlamak, sonrasında ise manikürümü paylaşmak istedim.
Alfabetik marka sıralamasına göre paylaşacağım, hal böyle olunca da ilk sırayı Alix Avien alıyor:
En soldaki siyah renkli çatlayan ojesi, aslında göstermemin swatchsız pek bir anlamı yok ama yinede heveslendim. Ben clarie’s 45’in (aşağıda fotoğrafı var) üzerine uyguladım ve beklediğimden daha güzel bir sonuç elde ettim. Ortada ki göründüğü kadar cırtlak bir mavi değil, yine flash ayarını hala öğrenemediğim kameramın azizliğine uğruyorum. Daha laciverte dönük bir renk aslında. Ve en sağdaki ise, chanel 509 – paradoxal’ın dupeu olarak piyasa sürülmüş olan ürünleri. Açıkçası kompozisyonuna gri pigmentler fazla katılmış gibi geldi bana, mor kendini kaybetmiş gibi ama yinede fena bir dupe olmamış.

İkinci grup daha fazlasıyla didiklemek istediğim clarie’s ojeler:


Ben en çok ortadaki petrol yeşiline kaçan rengi beğendim bu grup arasında. Claire’s ojelerin en sevdiğim tarafı tek sürüşle rengin iki kat sürülmüşçesine tam kendini belli etmesi oldu. Kıvamı çok yerinde ojelerin. Az önce belirttiğim gibi 45 numara alix avien black nail deco ile çok uyumlu bir çift oldu. Denizi hatırlatan 46 numarayı ise havalar biraz daha ısınınca deneyeceğim sanırım.
Sonrasında Flormar alışverişim oldu. Aslında geçtiğimiz iki hafta içerisinde takip ettiğim oje bloglarında sıklıkla karşılaştığım 417 ve 418’di Flormar kioskuna uğrama amacım ama gitmişken gözünüze takılan birkaç rengi almadan edemiyorsunuz.

Daha detaylı bir anlatım için Flormar ojeleri gruplayarak da fotoğrafladım;


418 yine Chanel 509 – paradoxal’ın dupeu olarak piyasa sürülmüş bir ürün. Bence Alix Avien’den daha iyi ama aynı solgunluk Flormar’da da var. 417 ise oje bloggerlarının uzun zamandır aradığı simsiz güzel bir gri olarak tanımlanınca bende denemek istedim. Aslında gri ojede çokta tercih ettiğim bir renk değil fakat süsleme amaçlı kullanılabilir belki, şu anda bilemiyorum. 391 gördüğüm anda dikkatimi çeken bir renk oldu. Simli siyah ve aralarda gri pigmentli bir oje gibi duruyor. Matlaştırıcı ile hoş durabileceğini düşündüm, Oscar manikürümden sonra deneyeceğim bu kombinasyon olacak sanırım.
Gelelim Flormar Nail Art ve SuperShine Miracle Colors koleksiyonundan sepetime kaçanlara;
NA01 sadece ince uçlu oje fırçası arayışımı geçici olarak frenlemek adına alınmış bir oje oldu. Bir sürü yerde ince uçlu oje fırçası aradım ama bulamadım. Postu okuyup bu konuda bir fikri olan varsa eğer, yorum bırakırsa çok sevinirim.

Geri kalan üç renk ise o kadar hoşuma gitti ki, zaten Oscar manikürümü de bu üçlünün ikisi ile yaptım.
U16, U18’e göre daha açık ve canlı bir mor. Aradaki fark için onların ikisini de ayrıca fotoğraflamaya çalıştım;

Bence son derece canlı ve güzel renkler. Gözüme kestirdiğim birkaç rengi daha var, onlara da kısa zamanda ulaşmayı düşünüyorum.
Sırada Pastel var. Pastel marka ojeler için öncelikle dile getirmek istediğim bir rahatsızlığım var. Son derece severek kullandığım bir yerli marka olmasına rağmen, son zamanlarda elime hangi Pastel ojemi alırsam alayım kapağı elimde kalıyor. Yani beyaz tutma yeri ve fırçası birbirinden kopmuş oluyor. Bu durum ilk başta tek biri için geçerli sandım fakat hepsinde aynı problemi yaşadığımı belirtmek istiyorum. Ben kısa süreli yapıştırıcı ile durumu çözümlemeye çalıştım ama geçici bir çözüm benimki. Buna ek olarak birde, istediğim renklerini hiçbir parfümeride bulamama gibi bir sıkıntımda mevcut, aramadığım yer kalmamış olmasına rağmen hala daha ‘73’ numarasına ulaşamadım. Neye göre bir dağıtım şemaları var merak içerisindeyim.
Bu üzücü sebepler neticesinde de gözüme bu süre içerisinde sadece iki adet Pastel oje takıldı;

23 güzel bir lacivert, matlaştırıcı ile uzun tırnakta son derece şık duruyor. Özellikle gece dışarı çıkmak için uygun bir renk. 35 ise, fotoğrafta belli olmamasına rağmen simli duru bir Çingene pembesi diyebiliriz sanırım.
Geçelim son grup olan Rimmel’e;
Açıkçası Rimmel’in aldığım en önemli ürünü “Pro Matte Finish” oldu. O kadar memnun kaldığım bir ürün ki bu anlatamam. Piyasadaki pek çok mat adı altında satılan fakat aslında matlıkla uzaktan yakından alakası olmayan ojelere güzel bir cevap oldu diyebilirim. Genellikle koyu renk ojelerimin üstüne bir kat bu matlaştırıcıyı uyguluyorum ve sonuçtan çok memnunum.
Özellikle siyah ve lacivert tonlarında harikalar yaratıyor!
Ve Rimmel 608 Rock Republic:

60 Seconds serisinden bir oje. Şişesinde çok daha mor duruyor bunu belirtmeliyim. Yeniden sürdüğümde, isteğe göre fotoğraflarım ama tırnakta o kadar mor değil, beyaz ve gri pigmentler çok daha dominant ama yinede gördüğüm en farklı oje renklerinden biri oldu kendisi.

Feb 10, 2011

Tırnaklarımda Tinkerbell"


En sonunda bende takip ettiğim muhteşem oje bloglarında gördüğüm konad disk uygulamalarından birine sahip oldum.
Fakat bunun öncesinde söylemek istediğim birkaç bir şey var. En son koyduğum ‘pastel 74’ fotoğrafımdan sonra sol yüzük parmağımın tırnağı kırıldı ve kendimi bir süre odama kapattım desem yeridir. Çok üzüldüm, yeni yeni güzel renkler ve manikürler ile uğraşmaya başlamışken böyle bir talihsizlikle karşılaşmamı da nazar boncuğu olarak nitelendirdim ama yine de o an ki stresle tırnaklarımın hepsini kısacık kestim. Bu sürede de herhangi bir ojeli fotoğrafımı yayınlamayı tercih etmedim ne yazık ki. Ta ki bugüne kadar.
Akrabalarımızdan biri İsviçre’den Türkiye’ye dönüş yaptığında Türkiye’de bir güzellik salonu açmak istemişti çünkü İsviçre’de bunun eğitimini almıştı. Aldığı eğitim genel bakımın yanı sıra özellikle tırnak bakımı ve güzelleştirilmesiyle de alakalı. Ben tabii onun güzellik salonuna uğradığımda o zamanlar bu şerefe nail olamadığımdan "ne oje mi, ben siyah ve bordo ojelerimle çok mutluyum" modunda takılıyordum.
Gel gelelim uzun süredir takip ettiğim hepsi birbirinden yaratıcı bloggerların postlarında konad desenli tırnakları görünce dayanamadım ve kendimi YOU N.A.I.L.S. Güzellik Salonu’nda buldum.
Ebru Abla (yukarıda bahsettiğimiz akrabam oluyor kendisi) bu konuda eksper. Eğitimini almış. Aslında oraya giderken konad disklerin olup olamadığından emin olamıyordum ama tabii ki yanılıyormuşum. Birbirinden güzel disklerini döktü benim için ortalığa. Benim aslında konad disklerin uygulamasını tam olarak öğrenmekti amacım, yani açıklasa da olurdu ama tırnaklarıma uygulayarak deneme yapmayı teklif etti ve bende hayır demedim tabii ki, tırnaklarım tam formuna ulaşamamış olmasına rağmen.
Kullandığımız disk m35’ti. Çünkü ben diskin ortasında ki fairyi yani nam-ı diğer Tinkerbell’i görmek istedim tırnaklarımda.

Tek kat you nails base - coat ve üstüne tek kat yine you nails’a ait numarasını bilmediğim açık pembe renkte bir oje sürdük. Üstüne de siyah konad ojesi ile Tinkerbellleri yerleştirdik. Renk seçimi tamamen bana ait. Haftalar öncesinde açık pembe üzerine mor uyguladığım funky french'i çok sevince, Tinkerbelllerinde siyah olmasını istedim.
Fotoğraflar neredeyse hiç net olamadığı için üzgünüm ama ortamda fotoğraf çekebileceğimiz tek cihaz olarak iphone vardı. Yine de belli oluyor gibi aslında.
Bir süre tırnaklarımda kanat çırpacak olan fairyim Tinkerbell’in şerefine bu postta…